3DEM Hakkında
3DEM.Net Nedir?
Vizyonumuz
Misyonumuz
Değerlerimiz
Logomuzun Öyküsü
Hizmetlerimiz
Kurumsal Danışmanlık
Performans Yönetim Sistemi
Personel Seçme ve Yerleştirme Danışmanlığı
Eğitim Programları
Test ve Raporlama
ZC Karakter Eğitimi -yeni-
e-rehber
e-psikolog
İletişim
İletişim Bilgileri
Öneri ve İstekleriniz
Genel Koşullar
Link Bankası
 
 
 
Sevgili öğrenciler ve veliler

>PARANOİD KİŞİLİK

“Sanırım en başından beri kimseye güvenmedim. Okulda bile, arkadaşlarımın benimle alay ederek bana ihanet etmelerini beklerdim. Aslında, bir alayla bir şakanın arasındaki farkı anlamakta zorlandığımın farkına şimdi varıyorum. Bugün bile mizahı kolay kolay anlamam, sonradan kendime hakim olsam bile ilk tepkim kızmak olur. İşyerimde hiç arkadaşlık kurmuyorum, diğerlerinin beni içekapanık bulduklarını biliyorum. Ama onlarla birlikteyken kendimi güvende hissetmiyorum. Buna rağmen yöneticim beni takdir ediyor, çünkü teknik açıdan işin uzmanıyım”...Bu ifadeler tedavi olan paranoid bir kişinin ifadeleridir. Peki nedir paranoya? Kimler paranoiddir? Temel özellikleri ve temelinde yatan faktörler nelerdir? Bu sayımızda kısaca paranoid kişiliği ele alacağız.

Paranoya, her şeyden şüphe etme, şundan-bundan kötülük geleceği endişesi içinde bulunma, kendini güvensiz hissetme ve vehimle oturup kalkma hastalığıdır. Bu hastalığı olan kişinin temel özelliği kuşkucu, alıngan ve kuruntulu olmasıdır. Böyle kişiler, başkalarının tutum ve davranışlarından kendilerine bir kötülük geleceği kuşkusu ile aşırı dikkatli, tetikte ve savunucudurlar. Başkalarına soğuk ve yukardan bakan, çabuk eleştiren, eleştiri ve şaka kaldırmayan özellikleri belirgindir. Kendisini haklı ve üstün görür. Başarısızlıklarını ve kusurlarını başkalarını eleştirerek ve haksız bularak akla uygun hale getirir. Başkalarına güvenmek, yakınlaşmak konusunda isteksizdir. Paylaşılan bilgilerin sonradan kullanılacağı kaygısı yaşar. Sıradan sözlerde ya da olaylarda aşağılama, gözdağı verme biçiminde gizli anlamlar arar. Başarılarından ya da güzel bir davranışından dolayı aldığı iltifatları yanlış yorumlar. Sürekli kin besler ve hoşgörülü olamaz. Az da olsa önemsenmemesi büyük düşmanlık oluşturur ve genelde bu duyguları kalıcı olur. Karşı saldırıda bulunmada hızlı davranır. Patolojik olarak kıskanç olabilir. Bu konuda önemsiz kanıtlar toplar ve diğer kişilerin nerede ne yaptığını, niyetini ve sadakatini sürekli sorgular.

Başlıca özelliği, başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp, sürekli bir kuşkuculuk ve güvensizlik göstermedir. Paranoid kişilik özelliği ergenlik ve ergenlik sonrası döneminde başlar ve çeşitli durumlarda ortaya çıkar. Böyle bozukluğu olan kişi beklentilerini doğrulayan her hangi bir kanıt olmamasına karşın, başkalarının kendilerini sömüreceğini, zarar vereceğini, aldatacağını düşünür.

Paranoidin temel inanışı 'insanlar potansiyel olarak tehlikelidir' şeklindedir ve stratejisi 'kaygı ve kuşku'dur. İnsanlara güvenmez, herkesin gizli bir amacı olduğunu düşünür. Hep tetiktedir ve dostu olmaz. İhanete uğrayacağı aldatılacağı endişesi taşır. Sadece iddiasını ispatlamaya çalışır. Devamlı kanıt gösterir. Aşırı kuşkulu düşmanca duygular, tartışmacı tavırlar, sessiz ve mesafeli tutumlarıyla insanlara yaklaşmaz. Sürekli olası tehlikeler için tetikte, ihtiyatlı ve ketumdur. Birebir ilişkilerinde çoğunlukla sorun yaşar, kuşkuları nedeniyle uzak durur, soğuk görünebilir, sevgi göstermeyebilir. Kavgacı ve kuşkucu özellikleri karşısındaki kişide sert tepkiler doğurabilir. Bu da onun beklentilerini gerçekleştirir, iddiasını bu şekilde ispatlama fırsatı doğurabilir; “İşte ben dedim bu kişi beni sevmiyor, bana kötülük yapacak diye”... İlişkide olduklarını sürekli kontrolünde tutma ihtiyacı içindedir. Eleştiriye aşırı duyarlı olup, cephe alabilir, işbirliğine girmez.

Paranoid düşüncenin temel özelliği, kişinin inkar ve yansıtma düzeneklerini aşırı derecede kullanmaya eğilim göstermesidir. Örneğin işe sürekli geç gelen bir kişinin yöneticisi tarafından azarlanması, bu kişinin bir kaç gün suçluluk duygusu yaşamasına yol açıyor. Daha sonra bu kişi, yöneticisinin adil olmadığını, eşit davranmadığını ve haksızlığa uğradığını iddia eder. Yani “Ben masumum (İnkar), yöneticim haksızlık yapıyor (yansıtma)” diyor. Paranoidin kişilik yapısının altında, gerçeklere uymayan, hayali aşırı büyüklük, güçlülük düşünceleri vardır. Kendisine yakıştıramadığı eksiklikleri ve yanlışlıkları yansıtma ( projeksiyon) denen bir savunma mekanizmasıyla karşılarındakilere yansıtır. Böyle bir kişi yetersiz, aşağılanmış ve kendisine yardim edilemez hissettiği bu duyguların etkisini azaltmak için çevreyi suçlar. Kişiliğinin derinliklerinde kendisini, aşağı, zayıf ve etkisiz bir varlık olarak algıladığından, dış dünyanın kendisini karşısına almış olduğuna inandırır. Bu durum kendisine, özel bir insan olduğu duygusu yaşamasını sağlayarak, değersizlik duygusunu ödüllendirir.(Meissner, 1986)

Paranoid düşüncenin bir diğer özelliği kişinin kendine ait uygun olmayan düşünce ve eylemleri yadsıması, sonra da bunları başkalarından geliyor şeklinde yansıtarak buna inanmasıdır. Saldırganlık, kin, nefret, utanç, suçluluk gibi kabullenilmesi zor olan duygular kişi tarafından önce inkar edilir. Çünkü bunlar uygun olmayan duygulardır ve onda olamazlar, olmamalıdır da. Sonra, bu kabullenilemez duygu ve eğilimler dışarıda bir nesneye yansıtılır ve “öteki”nden gelen bir tehdit olarak algılanır. Gittikçe ağırlaşan bu durum, bir endişeye dönüşür. Örneğin kişinin içindeki saldırganlık duyguları nedeniyle birilerinin ona zarar vereceği, denetledikleri gibi... Paranoyak çevredeki her şeyi bu şekilde algılamaya başlar. Bütün algılar oraya yönelir, bunları doğrulayacak kanıtlar aranmaya başlar ve savunmaya geçer.

Toplumda farklı sosyokültürel gruplar, değişik etnik gruplar ya da başka sosy0-ekonomik düzeydeki kişilere yönelik olumsuz önyargılı düşüncelerle hareket edebilir. Benzer paranoid düşünceleri olan ya da kolay ikna olan kişilerle bir araya gelip, gruplar ya da inanç sistemleri oluşturabilir.

Böyle kişilerde güven ilişkisi kurmaya yönelik başlayan terapiler uzun sürdürülebildiği takdirde başarılı sonuçlar vermektedir.

KARAKTER EĞİTİMİ VE PARANOİD BOZUKLUK

Sır tutma, vazife şuuru, sosyal aidiyet duygusu, sorgulama, tedbirli ve güvenilir olma, itaat, sadakat gibi karakterlerin genç nesillerin kişiliklerinde oluşması eğitimcilerin temel amaçları arasında yer aldığı muhakkaktır. Bu karakter özelliklerin kişide sağlıklı bir şekilde inkişaf etmesi için dengeli sunum çok önemlidir. Zira potansiyel olarak bu özellikleri almaya meyilli bir kişiye aşırı değer yüklemesi yapmak sağlıksız bir tabloyla karşı karşıya bırakacaktır bizi. Yukarıda ele aldığımız paranoid kişinin tablosu, sağlıksız ebeveyn ve eğitimci tutumlarının bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Kuşkusuz sadece buna temellendirmek eşyanın tabiatına aykırı olur.

Bizler, karakter eğitiminde sistematik bir eğitim modeli sunduğumuz takdirde hasta kişiler yerine sağlıklı kişiler yetiştirebileceğiz. Aksi halde bu kişiler hasta bir toplumun habercisi olacaklardır. Bugünlerde ulusal güvenlik sözcüğünü çok sık duymaktayız. Bir ülke başka bir ülkeyi işgal edebilmekte ve etrafına tehditler savurabilmektedir. Gerekçesini ise hayalinde oluşturduğu tehdit unsuruna dayandırmakta; bu tehditler de korkularını beslemektedir. Herkesi güvensiz ve düşman gören ve bu düşüncesini haklı göstermek için kanıt arayan, sınır ihlal eden anlayış paranoid bir anlayış değil de nedir?

İddiasını ispatlamaya çalışan, iddiası doğrulanmadığı takdirde hedef değiştiren ve yeni deliller arayan, paranoid düşüncenin temel özelliği olan inkar ve yansıtma, anlayış, bir paranoyanın ürünüdür. Değişimin önündeki en büyük engel de bu paranoyak düşüncedir. Yenilikleri doğmadan öldüren, öncü ruhun önünü tıkayan, en zararlı duygular, korku, kuşku ve emin olmamaktır. Korkmak tabi ki doğaldır ama korkularınız sizi yönlendirmemelidir. Hayatı kendi sınırlılıkları içerisinde kontrol edebileceğine ilişkin inanç; hayatı, hem kendimiz, hem de başkaları için yaşanılır kılar.

Maalesef bugün, Çin Seddi’nden okyanus ötesi ülkelere kadar hemen her yerde iflâh etmeyen bir paranoya yaşandığını/yaşatıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun için birkaç düzine terörist lâzımsa, paranoya ihtiyacıyla kıvranıp duran kimseler, kaba kuvvet temsilcileri, ülkeleri sömürmek isteyen postmodern kimseler bu işi başkalarına yaptırabilecekleri gibi, üç-beş zavallıyı aldatarak veya robotlaştırarak da arzu ettikleri her renkte, her desende bir sürü terörizm imal edebilirler.

Bu anlayışın egemen olduğu çağımızda toplumların güven ve huzur içinde yaşaması ise ancak eğitimle mümkündür. İnsani değerlerin gözardı edildiği, kişisel çıkarların ön plana çıkarıldığı bir eğitim gerçek bir eğitim olamaz. “İnsan insanın kurdudur”, “insan düşünen hayvandır” felsefesinin ürünü olan eğitim anlayışı ve determinist yaklaşımlar eğitimin amacına hizmet edebilir mi? İnsanı maddi unsurlarıyla ele alan, fiziksel ihtiyaçları temin etmeyle eğitimin gereklerinin yerine getirileceği inancı doğru bir inanç olur mu? Yaklaşık 200 yıldır insan düşüncesini damgasını şekillendiren determinist ve materyalist bir bakış açısı karakter eğitimi için yeterli olabilir mi? Bu düşüncenin ürünü olan toplumda güven, sadakat, itaat vazife şuuru gibi karakter özelliklerini eğitimciler nasıl sunmalıdır? Tüm bu sorular başta eğitim dünyası olmak üzere hepimizin önünde dağ gibi durmakta ve gerçek uzmanlarını beklemektedir.

Hedefinde karakter eğitimi olan eğitimciler unutmamalıdır ki, herkes kendi karakterinin gereğini sergiler. Bu bilinmeli ve sağlıklı eğitim anlayışından taviz verilmemelidir. Kendi karakterinin en iyi temsilcisi olunmalıdır ve göre davranılmalıdır. Herşeye rağmen anlayış esas alınmalı, iletişim kurulmalıdır. Unutmayalım ki, geleceğin huzurlu dünyasına ancak bu sayede ulaşılabilir.

 Paranoid Kişilik
 Depresyon: Çağımızın Hastalığı


(c) İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş. Bu sayfada yer alan bilgilerin ve testlerin her türlü kullanım hakkı İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş.'ye aittir. Bilgiler, sorular ve metodlar, önceden yazılı izin alınmadan çoğaltılamaz, kullanılamaz.

(c) 2002, İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş.  
Tel: 0216 474 3310 pbx
Faks: 0216 474 3315
E-mail: info@3dem.net