3DEM Hakkında
3DEM.Net Nedir?
Vizyonumuz
Misyonumuz
Değerlerimiz
Logomuzun Öyküsü
Hizmetlerimiz
Kurumsal Danışmanlık
Performans Yönetim Sistemi
Personel Seçme ve Yerleştirme Danışmanlığı
Eğitim Programları
Test ve Raporlama
ZC Karakter Eğitimi -yeni-
e-rehber
e-psikolog
İletişim
İletişim Bilgileri
Öneri ve İstekleriniz
Genel Koşullar
Link Bankası
 


 
 
Zerocentered® Karakter Eğitimi

Zerocentered® Karakter Eğitimi

Türkiye’de sınavlara endeksli uygulanan eğitim-öğretim sistemi, eğitim kurumları, öğrenciler ve ailelerdeki başarı algılamalarını da değiştiriyor. İlköğretimden itibaren girilen sınavlarda elde edilen dereceler, öğrencinin veya okulunun başarı göstergesi olarak kabul ediliyor. Oysa, geleceği kurgulama adına ders veya sınav başarısından daha da önemli bir konu var: Karakter Eğitimi.

Birçoğumuz okullarımızda ve okul çevrelerinde sürekli olarak artan disiplinsizliği, kültürümüzdeki bozulmayı, ahlaki ve sosyal standartlardaki genel düşüşü yer yer dile getiririz. Kültürümüzün en önemli parçası olan aile yapımızın yavaş yavaş yıprandığından bahsederiz. Bütün bu problemlerin eğitim kurumlarımız ve toplum yaşantısında kronik bir vaka olarak; disiplin problemleri veya rehberlik ve psikolojik yardım talepleri olarak karşımıza çıktığı inkar edilemez bir gerçektir.

Toplam kalite olgusunun önde gelen isimlerinden W.Edwards Deming, organizasyonlardaki problemlerin % 95’inin kaynağında sistem bozuklukları olduğunu belirtir. Aile, toplumumuzun en temel yapı taşıdır. Kültürel bozuluşun ve yozlaşmaların temelinde, düşünce sistemi ile eğitim-öğretim sistemimizdeki yetersiz ve sağlıksız uygulamalar yer almaktadır. Biraz daha açacak olursak; kanunların tabanını oluşturan sosyal standartlarımızın belirlenememesi, bu norm ve standartların “bilgi düzeyi”nden “davranış düzeyi”ne indirgenememesi yukarıda bahsedilen problemleri oluşturmaktadır.
 
İnsanlar hangi davranışın etik olup olmadığı konusunda bilgi sahibidirler. Ancak nelerin doğru ve yanlış olduğu konusunda bilgi sahibi olmak, doğrunun ve iyinin istendiği ve davranışa dönüştüğü anlamına gelmez. Örneğin, otoparkta kimsenin görmediği bir ortamda başkasının aracına kazayla vuran bir sürücünün, kimseye görünmeden ortadan kaybolmasının yanlışlığını herkes bilir, ancak böyle bir durumla karşılaştığımızda kaç kişi aracın sileceğine telefon numarasını belirten ve durumu açıklayan bir kart bırakarak çarptığı aracın sürücüsüne ulaşmaya çalışır. Veya kaç kişi böyle yapmayı “saflık” kabul ederek, fırsatçı davranma eğilimi gösterir. Buna benzer örneklerdeki yanıtlarımızın daha doğrusu tercihlerimizin yoğunluğu toplumsal standartlarımızın bir göstergesidir.

Sosyal standarlarla, kanunları birbirine karıştırmamak gerekir. Sosyal standartlar toplum için yeterli olduğunda, yazılı kuralların ve kanunların zorlayıcılığına ve sınırlayıcılığına çok fazla gerek duyulmamıştır. Sosyal standartlar yetersiz olduğunda ise kanunlar, bu standartların yerini doldurmakta bazen zorlanmıştır. Eğer kanunlar sosyal ihtiyaçları karşılayabilselerdi hiç suç işlenmemesi gerekirdi. Kanunlar gereklidirler ancak insanın gerçek anlamda mutlu olabilmesi için yeterli değildirler. Günümüzde kanun ve yasaklara rağmen, sosyo ekonomik statüsü yüksek, eğitimli insanların da suç işliyor olmaları bunun en belirgin göstergesidir.

Etik alandaki bireysel gelişmişliğin, toplumsal gelişimi de beraberinde getireceği yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle bireylerin yetiştirildiği aile ve okul ortamlarında karakter gelişiminin sağlıklı bir biçimde sunulması hem bireysel hem de toplumsal iyileşme için zorunludur.

Karakter Eğitimi; çocuklukta oluşmaya başlayan kişilik için, karakter oluşumuna katkıda bulunacak, ailenin yanı sıra ilkokuldan başlayarak lise sona kadar sistemli olarak verilmesi sağlıklı bir toplum oluşması açısından son derece gerekli eğitimsel bir çalışmadır.

Her ne kadar Milli Eğitim Temel kanununda değerlerin öğretilmesi gerekliliği vurgulansa da, okullarımızda karakter eğitimi ile ilgili sistematik bir eğitim yapılmamaktadır. Değerler eğitimine bir miktar din bilgisi derslerinde değinilse de, bu eğitimin yalnızca din dersi öğretmenlerinin sorumluluğuna verilmesi yeterli ve sağlıklı değildir. Ve karakter eğitimi olgusunun, din eğitimi olarak algılanması gibi bir yanlışa da yönlendirmektedir.

Eğitimin en önemli fonksiyonu öğrencilere olumlu değer seçeneklerini ve fazilet alternatiflerini sunmaktır. Öğrencilerimize sürekli olarak faziletli davranışın “iyi” örneklerini göstermeliyiz. Hatta bunu yaparken de söz ile değil de, ağırlıklı olarak “ örnek model” olarak sunmalıyız. Fakat genellikle yapılan, sorumluluk duygusunun ve hayatın yapılacak seçimlerle şekilleneceği fikrinin vurgulanması yerine öğrencilerin yaşadığı “çevrenin kurbanı” olduğu tezinin kabul edilmesidir. Çok ilginçtir, bu şikayetleri en çok dile getirenlerin başında onlara “kurban” psikolojisini öğreten aileler ve öğretmenler gelmektedir.

Zero centered Karakter Eğitimin Temel Felsefesi

^

Günümüzde eğitimde öğrenciye ağırlıklı olarak ezbere dayalı bilgi yükleme paradigmasından vazgeçilmekte ve öğrenciye onun yetkin insan olmasının önünü açacak karakter eğitimi verilmesi, sağlıklı kişilik geliştirme paradigmalarına dayalı yeni eğitim ve öğretim yaklaşımları ön plana çıkmaktadır.

İnsanın eğitiminde, özellikle de karakter eğitiminde üç önemli süreç vardır ve bu süreçler birbiriyle bağlantılıdır;

Birincisi, ağırlıklı olarak 0-7 yaş döneminde etkili olan, çocuğa sağlıklı bir kişilik ve karakter kazandırılması. İkincisi, 7-15 yaş döneminde daha ağırlıklı olarak ön plana çıkan; benlik, irade ve sorumluluk kazandırılması. Üçüncüsü, bu iki sürecin sonucunda çocukta oluşan, kişilik motifinin özünü oluşturan benlik hapishanesinin kırılması, kişinin özüyle diyaloğunu engelleyici rol oynayan benlik ve bencillikten arınma ve insanlığı kucaklayıcı, olumlu karakter sahibi olma süreçleridir.

Eğitimde bu üçlü sürecin birlikte ele alınması, “yetkin insan” yetiştirme çabaları açısından çok önemlidir. Bu üç süreçte de anahtar rol oynayan kritik bilgi kümesi, öğrencinin mizaç motifi ve kişilik haritasıdır. Çünkü sağlıklı bir karakter eğitimi, üzerinde çalışılacak olan insanın kişilik ve karakter motifinin bilinmesine bağlıdır.

Dolayısıyla insanın hayata gözlerini açtığı noktadaki saf ve temiz konumu oan sıfır noktası”na tekrar geri dönmesinde, kendini bilmek ve potansiyelleri üzerinde inşa ettiği kişiliğin desenini veya haritasını çözümlemek insanın yaşam yolculuğundaki öncelikleri arasındadır. Bunu fark eden tüm felsefeler yetkin insan arayışındadır. Tüm felsefe okullarında “kendini bil” olarak yer alan bu bilgi Yunus tarafından da “ İlim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır” şeklinde özetlenmiştir

Her insanın doğuştan getirdiği mizacının bir merkez ekseni (baskın potansiyel) olduğu gibi, mizacının üstüne inşa edilen karakter motifinin de dayandığı bir merkez veya referanslar vardır. İnsanda kişiliğin gelişiminde, merkezi olarak kendini hissettiren baskın potansiyellerin bilinmesi ve ona göre karakter eğitiminin planlanması sağlıklı kişilik ve benlik gelişimi için şarttır.

Çocuk gelişiminde ve eğitiminde doğuştan gelen baskın merkez ile sonradan çocuklara sunulan karakter eğitiminin merkez ekseni (referans değerler ve modeller) birbiriyle ne ölçüde uyuşmaktadır? Bu sorunun yanıtı sağlıklı ve dengeli kişilik gelişimi için son derece önemlidir. Bilim dünyasında iyiliğin uygunluk derecesi (profit of goodness) olarak tanımlanan bu durum, sağlıklı çocuk yetiştirmede, çocuğun mizaç motifiyle ona sunulan eğitim ve rehberlik hizmetlerinin ne derece örtüştüğünü veya zıtlaşmadığını ölçekleyen bir paradigmadır. Bu iki merkezin zıtlaştığı durumlarda, çocuğa verilen karakter eğitimi çok kalıcı olamamakta ve çocukta çeşitli karakter zayıflıkları problemlerine yol açmaktadır.

Sıfır Merkez paradigmasında; insan doğduğunda farklı benlik dürbünlerine potansiyel olarak sahiptir. Çocuk eğitimi ve gelişimi sırasında bu temel benlik dürbünlerinden birisi baskın ve birkaçı da yardımcı olarak aktif kullanıma geçer. Genelde insanların çoğu, potansiyel olarak sahip olduğu bu dürbünlerinden veya gerçeklik penceresinden birini veya bir kaçını kullanarak hayatı algılar ve o pencereden hayatı seyreder. Algıladığı şeyler, sahip olduğu benlik dürbünü motifinin rengine girer. Ancak bireyler özel gayret ve çalışmalar gösterir, ideal bir eğitim alır ise, o zaman bu kişilik motiflerindeki tüm güzellikleri, bireyin merkezi potansiyelini sıfır konumuna geri çekerek kendi kişiliğinde toplayabilir ve yetkin insan durumuna yükselir.



İnsanda bakış açısı algı temelli olup, kişinin mizaç motifinden kaynaklanır ve doğuştan gelir, değişmez ama zenginleştirilebilir; kişinin aldığı karakter eğitimiyle şekillenir ve beslenir.

Mizaç motifi ve karakter eğitiminin etkileşimiyle kişilik motifi oluşur. Farklı kişilik motiflerindeki insanlar, farklı potansiyellere sahip olduklarından, gerçeğin bütününü algılamada ve oluşturmada birbirlerini tamamlayıcı ve dengeleyici rol oynarlar. Dolayısıyla insanların, olayların içindeki gerçeklik ve doğruları ne ölçüde algıladığı ve önemsediği, kişilik motiflerindeki baskın merkeze bağlıdır. Çünkü herkes ideal insanlık dairesinin farklı koordinatlarından ve dürbünlerinden ortadaki 360 derecelik gerçeğin bir kısmını algılamaya mahkumdur. Kişi gerçeğin tümünü algılayabilmek için daireyi en az bir kere dönerek ya da merkezde sıfır noktasına gelerek her açıdan algılamayı gerçekleştirebilme becerisi kazanacaktır.

Kişinin mizaç motifindeki baskın merkezle örtüşen işler ve aktiviteler onun sıfır dikkat modunda yaptığı eylemlerdir. Eğer kişinin yaptığı işler, onun merkez koordinatlarını güçlendiriyor ve çalıştırıyorsa, ağırlıklı olarak kendi baskın potansiyel merkezini kullandığı için eylemlerini, düşüncelerini ve algılamalarını bu merkezden yönlendirmektedir.

Mizaç ve kişilik terörü

^


“Mizaç ve kişilik terörü” kavramının anlamı; kendinin ve başkalarının farklı kişilik kabilelerine ait olacağını düşünmeden, bütün insanların temelde aynı olduğu düşüncesinden yola çıkarak, herkesi kendi kişilik motifine benzetmeye çalışma ve farklı kişilik motiflerine saygı göstermemedir.

Mizaç ve kişilik terörünün tehlikelerinden biri, birbirine benzeyen tek tip insanlar yetiştirmeye kapı açmasıdır. Aile içi çatışmaların büyük bir kısmı, aile bireylerinin farklı kişilik motiflerine sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü anne ve baba, her bir çocuğun kendine özgü olduğunu unutup, çocuklarının kendileri gibi olmasını ve davranmasını istemektedir. Halbuki ailenin her bir üyesi, diğer bireylerin kişilik motiflerini ve ihtiyaçlarını anlaması ve öğrenmesi gerekmektedir ki, aile içi çatışmalar yerini saygı ve huzur iklimine bırakabilsin. Eğer aile bireyleri arasında böyle bir farkına varma yoksa, o zaman herkes kendi benlik ve/veya kişilik motifini öne çıkararak iletişim kurmaya çalışacak, gücü oranında kişilik motifini savunma mücadelesi verecektir.

Aynı durum eğitim kurumları ve işletmeler için de geçerlidir. Kurum yöneticileri, çalışanları ve öğrencilerinin, hatta velilerinin farklı mizaç ve kişilik motiflerine sahip olduğu bilgisine sahip olarak iletişim kurmalıdır. Yöneticiler ve çalışanlar, herkesi kendi kişilik motifinin özellikleri doğrultusunda değerlendiremezse, toplantılarında ve görüşmelerinde sadece kendi bakış açısının tek doğru olduğu düşüncesiyle farkında olmadan dayatmalarda ve değerlendirmelerde bulunacaktır. Başarılı yönetimini de, insanların kendine ses çıkarmaması, hiç kimsenin alınan kararlara itiraz etmemesi ve kendisine yapılan muhalefetin azlığı ile değerlendirecektir. Bu arada gerçek demokrasi kültürünü ve paylaşma ruhunun, farklı mizaç ve kişilikte olan farklı uzmanlarla işbirliği yapıldığında daha iyi şekilde ortaya konulduğunu da, bilerek veya bilmeyerek göz ardı edecektir.

İnsanlar kendi kişilik motiflerinin farkına varıp, üstün ve zayıf yanlarını keşfetmedikçe, diğer insanların mizaç ve kişilik motiflerine saygı duymadıkça, farklı kişilik motiflerinin üstün yanlarını bir araya getirip kollektif şuurla çalışan takım ve ekipler kurmadıkça, mizaç ve kişilik terörü yapılacak çoğu güzel işin başlamadan bitmesini doğuracaktır.

İnsanlar hayatın her alanında mizaç ve kişilik terörü estirmekten kaçınmak istiyorsa, kendini tanıma ve keşfetme yolculuğuna çıkmalıdır. Kişi kendini keşfettikçe, farklılıkların büyük bir kısmının, insanların kişilik motiflerinden kaynaklandığını görecektir. Herkesi olduğu gibi kabul etmenin ve konumuna saygı göstermenin arka plânında yatan gerçeklerden birisi, bu zenginliğin farkında olmaktır.

Zerocentered Karakter Eğitimi Projesinin diğer uygulamalardan farkı

^

Okullarımızdaki karakter eğitimi uygulamalarının çoğunda; okul yönetimi ve öğretmenlerce yaş gruplarına göre belirlenen “Sorumluluk sahibi olmak, kendini kontrol edebilmek, arkadaşlık, zamanı iyi kullanmak, hoşgörülü ve sabırlı olmak, dürüst olmak, yardımlaşmak ve paylaşmak gibi bazı temel ve standart değerler, fark gözetmeksizin ve öğrencilerin bireysel gereksinimleri göz ardı edilerek öğretilmeye çalışılmaktadır. Örneğin “paylaşma” duygusuna vurgu yapılırken öğrencinin içinde bulunduğu “paylaşma düzeyi” belirlenmez ise, bu karakterin kazandırılmasında aşırılıklar ve noksanlıklar yaşanabilmektedir. Kısaca, öğrenci zaten paylaşmaya açık ve bunu gerçekleştiren bir öğrenci ise okulda karakter eğitiminde paylaşmaya yapılan vurgu aşırıya giderse çocukta “hesabını bilememe” gibi olumsuz bir karakter gündeme gelecektir.
Zerocentered uygulamalarındaki temel fark; her bir öğrencinin bireysel analizi yapılarak kişilik motifleri doğrultusunda bir karakter gelişim raporu sunulmasıdır.

Zerocentered Karakter Eğitimi Modelinde temel hedef;

^

  • Öğrencilerin kendilerini,
  • Veli ve öğretmenlerin öğrencilerini, kişiliklerinin güçlü ve zayıf yanlarıyla tanımalarını sağlamak,
  • Öğrencilerin kişilik motiflerine uygun bir tarzda,
    • Zayıf yönlerini güçlendirerek ve
    • Aşırılığa giden yönlerini zayıflatarak,

duygu, düşünce ve davranış boyutuyla denge toplumsal değerler olarak kabul edilen faziletleri öğreterek, gelecekteki yaşantılarında , kişiler arası iletişimde, iyi bir vatandaş olarak toplum içinde etkili bir birey olabilmelerini sağlamaktır.

Zero centered Karakter Eğitimi Uygulama Süreci;

^

Karakter Eğitimi Projesi, tüm bir eğitim öğretim yılı boyunca uygulanan, öğrenciler, okul yönetimi, öğretmenler, diğer personel ve aileleri de kapsayan dört aşamalı bir süreçtir.

Projenin birinci aşamasında “Farkındalık Eğitimleri” yer almaktadır. Zerocentered Karakter Eğitimi uygulamalarında öncelikle, öğretmen,öğrenci ve ailelere, “Karakter eğitimi nedir, ne değildir; din eğitimiyle karıştırılmaması gerekliği üzerinde durulan ve kişilik motiflerinin açıklandığı 3 saatlik “Farkındalık Eğitimleri” ve 12 saatlik “ZeroCentered İnsan Modeli” Eğitimlerini içeren 15 saatlik bir eğitim programı uygulanmaktadır.

İkinci aşamada “Zerocentered Test uygulamaları ve Raporlamalar” yer almaktadır. Öğrencilerin yaş gruplarına göre, “Okul öncesi”, “İlköğretim” ve “Lise” gruplarına yönelik 3 ayrı test geliştirilmiştir. Okul öncesi ve ilköğretim yaş gruplarında kendini tanıma ve tanımlamadaki bilimsel sınırlılıklar nedeniyle bu grupların testleri anne-babaların çocukları hakkında dolduracağı 110 soruluk testler halinde geliştirilmiştir. 8.sınıftan itibaren diğer öğrenci gruplarının kendilerinin yanıtladığı Zerocentered Karakter eğitimi testi ise 136 sorudan oluşmaktadır. Her üç testin de güvenilirlik ve geçerlilik çalışmaları ilgili gruplarda sınanmış ve olumlu sonuçlamıştır.

Üçüncü aşamada ise, öğretmen, aileler ve öğrencilere uygulanan testler sonucunda sunulan raporların içeriği doğrultusunda bireysel, sınıf ve okul düzeyinde analizleri yapılmaktadır.

Dördüncü ve son aşama ise, her bir öğrenci için, okulda ve evde bireysel, sınıf ve okul düzeyinde ise toplu olarak gerçekleştirilecek karakter eğitimi uygulamalarına yönelik danışmanlık ve etkinlikler sürecidir. Bu etkinlikler, sınıf öğretmenlerine ve danışmanlarına öğrencileri ve sınıfıyla ilgili raporlama sonucu hangi karakterlerin kazandırılması için hangi etkinlikleri yapacaklarına yönelik yönergeler sunulmakta öğretmenlerle bu etkinliklerin kritikleri yapılmaktadır. Bu etkinlikler ayrıca, kulüp ve kol etkinliklerinin öğrencilerin kişilik özellikleri doğrultusunda yönlendirilmesini de içermektedir. Aynı şekilde ailelere de karakter eğitimi bülteni sunulmaktadır. Okul düzeyinde yapılacak farkındalık etkinliklerinde kişilik motiflerinin dağılımı aşağıdaki sıralamada yapılmaktadır.

AYLAR Çalışılacak KARAKTERLER
Ekim Dürüstlük ve ilkelilik
Kasım Yardımlaşma – merhamet
Aralık Çalışkanlık – azim
Ocak Saygılı ve seçici olma
Şubat Bilgelik ve uzmanlık
Mart Sorumluluk ve sadakat
Nisan Yeniliğe açıklık ve coşku
Mayıs Kararlılık ve irade kullanımı
Haziran Barış ve diyalog insanı olma
Karakter eğitim programında yer alan etkinlikler, Rehberlik yıllık planında yer alan etkinliklerle eşgüdümlü olarak uygulanabilmektedir.

Katılımcılarımız, Zerocentered İnsan Tanıma Modeli hakkında daha detaylı bilgi için, www.kisiliktesti.com adlı internet sitesini ziyaret edebilirler.


Ph.D. Kemal Pehlivanoğlu

3DEM - Zerocentered Institute
Educational Projects Manager
 


(c) İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş. Bu sayfada yer alan bilgilerin ve testlerin her türlü kullanım hakkı İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş.'ye aittir. Bilgiler, sorular ve metodlar, önceden yazılı izin alınmadan çoğaltılamaz, kullanılamaz.

(c) 2002, İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş.  
Tel: 0216 522 10 70pbx
Faks: 0216 522 10 71
E-mail: info@3dem.net